Facebook kullanıcılarına Zaman Tüneli’ne geçmeden önce yedi günlük bir süre tanıyacak.
|
İSTANBUL – Bir Facebook sözcüsü çarşamba günü yaptığı açıklamada Zaman Tüneli’ne (Timeline) geçişin artık kullanıcılar açısından zorunlu hale geldiğini duyurdu. Açıklamada kullanıcıları bilgilendirmeden herhangi bir değişikliğin yapılmayacağı vurgulandı. Kullanıcıların kendi profiline girip uygulamayı başlattıktan sonra yedi günlük bir süre içinde profillerinde gerekli değişiklikleri yapmalarının da mümkün olduğu ifade edildi.
Profil sayfasının yerini alan Zaman Tüneli’nde kullanıcıların tüm paylaşımları geriye doğru kronolojik bir biçimde sergileniyor. Böylece paylaşılan tüm bilgiler bir hayat hikayesi şeklinde tek bir sayfada toplanıyor. Bazı kullanıcılar bir zamanlar Facebook üzerinden paylaştıkları ve artık unutmak istedikleri fotoğrafların yeni uygulama ile tekrar karşılarına çıkmasından rahatsız.
UZMANLAR TEPKİLİ
Hamburg eyaleti veri koruma görevlisi Johannes Caspar yedi günlük sürenin çok kısa olduğunu savunarak kullanıcılara en az dört haftalık bir süre tanınması gerektiğini vurguluyor. Caspar, “Eğer Zaman Tüneli’ne geçip geçmeme konusunda bir seçim yapma imkânı kalmayacak olursa, verilerin internette ifşa edilmesi konusunda sosyal baskı daha da yükselecektir” uyarısında da bulunuyor.
|
Facebook’un mucidi Mark Zuckerberg sık sık kullanıcıların kişisel haklarına saygı göstermemekle suçlanıyor.
|
Komisyon, ”unutulma hakkının” şahısların kendileri tarafından konulan bilgilerle sınırlı olduğunu vurguluyor.
|
İSTANBUL – Bundan böyle AB hukukuna yeni bir tabir giriyor: Unutulma hakkı… Avrupa Komisyonu, Facebook gibi sitelere şahsi bilgilerini girenlerin eğer isterlerse gelecekte bu bilgilerin tümünün silindiğinden emin olabilmelerini istiyor.
İnternete fotoğraflarını koyan, başkaları ya da kendi hakkında görüşlerini yazan kişiler, bu tip bilgilerin ileride itibarlarını zedeleyebileceği korkusunu yaşabilliyor. Örneğin artık birçok iş yeri yeni eleman ararken Facebook gibi sitelerden bilgi toplamaya çalışıyor.
KİŞİ HAKKINDAKİ GÖRÜŞLER SİLİNMEYECEK
Avrupa Komisyonu, bilgisayar kullanıcılarının kendi koydukları bilgilerin daimi olarak silinmesini talep etme hakkı olduğunu savunuyor. Ancak bir kişi, blog ya da gazete makalelerinde kendi hakkında eleştirel görüşlere yer veren bilgilerin internetten silinmesini talep etme hakkına sahip değil.
İNTERNET ŞİRKETLERİNİ RAHATSIZ ETTİ
Bazı internet şirketleri önerilere kaygıyla tepki verdi. Yeni kuralların getirdiği zorunlulukların işlerini yavaşlatacağını ve büyümelerini engellemesinden korktuklarını dile getirdiler.
Brüksel merkezli komisyon, önerdikleri yasayı çiğneyen internet şirketlerinin yıllık küresel kazançlarının yüzde 2′sine varan oranda para cezasına çarptırılmasını talep ediyor.
Kaynak : ntvmsnbc
ANKARA – Bakan Yıldırım, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı, Türkiye Barolar Birliği ve Bilgi Güvenliği Derneğince Litai Otel’de ortaklaşa düzenlenen Siber Güvenlik Hukuk Çalıştayı’nın açılışında yaptığı konuşmada; siber güvenliğin, bilgi ve iletişim çağında çok önemli bir kavram olduğunu dile getirdi.
Eskiden savaşların topla, tüfekle yapıldığını, şimdi ise topun tüfeğin işe yaramadığını, artık sanal silahlarla savaşın gerçekleştirildiğini belirten Yıldırım, 1990 yılında ABD’nin Irak’ı işgal etmeye çalıştığını, ancak “yüzüne gözüne bulaştırdığını” anlattı. 2003 yılındaki işgal girişiminin ise 2-3 saat içinde bittiğini ifade eden Bakan Yıldırım, bunun nedenin, savunma alt yapısına yapılan saldırılar sonucu Iraklı askerlere evlerine gitmeleri yönünde sahte talimatların verilmesi olduğunu söyledi.
“Eskiden delikli demir çıktı mertlik bozuldu derdik, şimdi internet çıktı, hem mertlik bozuldu hem güvenlik yok oldu” diyen Bakan Yıldırım, internetin aslında çok yeni olmadığını ilk bulunuşunun 1969 yılına dayandığını kaydetti. O dönemlerde kimsenin internetten bahsetmediğini, herkesin ABD’nin aya çıkışını konuştuğunu belirten Yıldırım, bugün ise internetin hayatın her alanına girdiğini dile getirdi.
Bakanlık olarak Türkiye’nin bilişim alt yapısını güçlenmesinden sorumlu olduklarını anlatan Yıldırım, Türkiye’nin bilgi toplumuna dönüşmesi için işe okullardan başladıklarını, bilişim işinin gençlerin daha kolay uyum sağladığı bir iş olduğunu söyledi. Bu anlamda Türkiye’nin genç nüfusu nedeniyle büyük bir avantaja sahip olduğunu anlatan Bakan Yıldırım, Avrupa’da yaşlı nüfusu nedeniyle internet kullanım oranının yüzde 65′te tıkandığına işaret etti. Bakan Yıldırım, Avrupa’da ülkelerin bunu aşmak için çözümler üretmeye çalıştığını, internet kullanımını kolaylaştıracak cihazlar geliştirmeye çalıştıklarını belirtti. Bir ilacın tedavi özelliğinin yanı sıra yan etkilerinin de bulunduğunu anlatan Yıldırım, internetin de ilaç gibi olumlu yanlarının yanı sıra olumsuz yan etkileri bulunduğuna işaret etti. Bu etkilerin azaltılması gerektiğine belirten Yıldırım, bunun sadece yasal düzenlemelerle yapılamayacağını, farkındalığın da artması gerektiğini kaydetti. Siber saldırı yapılan yer ile saldırıya maruz kalan yer arasında hukuk geçişleri bulunduğuna dikkati çeken Yıldırım, saldırının farklı bir ülkelerden gerçekleştirilebildiğini, bu nedenle siber suçlarla mücadele için uluslararası hukuksal alt yapının sağlanması gerektiğini belirtti.
‘MÜCADELE SUÇ OLUŞMADAN YAPILMALI’
Uzmanların, bilişim suçlarıyla mücadelenin, suç oluşmadan önce yapılması gerektiğine işaret ettiklerini ifade eden Yıldırım, aksi takdirde mağduriyetin giderilmesinin mümkün olmadığını, çünkü internette fiilin çok hızlı yayıldığını, ceza vermenin de mağduriyeti gideremediğini anlattı. Bu nedenle uluslararası işbirliğinin şart olduğunu belirten Bakan Yıldırım, ulusal düzeyde çalışmaların da devam ettiğini bildirdi. 48 ülkenin imza koyduğu Siber Suçlarla Mücadele Sözleşmesini Türkiye olarak geçen sene imzaladıklarını hatırlatan Yıldırım, TBMM onayladıktan sonra sözleşmenin yürürlüğe gireceğini, bunun da sözleşmeye imza koyan ülkelerle adli işbirliği anlamına geldiğini kaydetti.
Bakanlık öncülüğünde siber güvenlikle ilgili birçok çalışma gerçekleştirildiğini belirten Yıldırım, Elektronik Haberleşme Kanunu’nda kapsamlı bir düzenleme yapıldığını hatırlattı. Yıldırım, Türkiye’nin Elektronik İmza Kanunu’nu çıkaran dünyada öncü ülkelerden biri olduğunu ifade etti. Bilişimin aslında demokrasiyi geliştiren, şeffaflığı artıran, hesap verilebilirliği daha fazla hale getiren bir alan olduğunu dile getiren Bakan Yıldırım, buna karşılık sanal ortamda savunmasız kalındığında her türlü tehdide, hatta ülke savunmasını çökertecek tehditlere bile maruz kalınabildiğine dikkati çekti. Bugüne kadar acil ihtiyaçlara yönelik düzenlemeler yaptıklarını, bunun sürdürülebilir bir tedbir olmadığını belirten Bakan Yıldırım, “Bilişim suçlarıyla ilgili müstakil bir hukuk sistemini mutlaka oluşturmalıyız” dedi. Bunun yeterli olmayacağını ifade eden Yıldırım, uluslararası düzeyde de yapılması gereken çok iş olduğunu söyledi.
’2-3 SENE İÇERİSİNDE IPV6′E GEÇİŞİN BAŞARIYLA YAPILACAK’
Bu konudaki uluslararası faaliyetleri yakından izlediklerini belirten Yıldırım, IPV6 sistemini en önce kurumlara duyuran bakanlığın kendileri olduğunu söyledi. Çok sayıda internet kullanıcısı bulunduğunu, mevcut alan adlarının yetişmediğini belirten Yıldırım, 2-3 sene içerisinde IPV6′e geçişin başarıyla yapılacağını bu konuda sorun kalmayacağını bildirdi. İnternet adreslerinde bulunan, “com, gov, net” gibi uzantıların sayısının 22 olduğunu hatırlatan Yıldırım, ICAN’in aldığı karar gereği bu uzantıların serbest hale getirildiğini, artık isteyeninin istediği uzantıyı kullanabileceğini kaydetti. Yıldırım, “Bu uzantıların sayı sınırlamasını kaldırdılar, artık herşey olabilir. İsterseniz kızlık soyadınızı koyarsınız, isterseniz en sevdiğiniz yemeğin adını. Bu çok büyük bir seçenek gibi görünüyor, ama bunun ardında öyle büyük tehditler var ki, hayatınızı bile sonlandırabilir. Sizin haberiniz olmadan bir alan adı seçip sizin her şeyinizi darmadağın edebilirler. Bu tehditleri görmek lazım. En büyük tehdit farkındalığın geç oluşmasıdır. Bu tehditlere karşı siber güvenlik alt yapımızı geliştireceğiz. Bunun için yasal düzenleme lazım, farkındalık lazım, tatbikat lazım” diye konuştu.
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanı Tayfun Acarer, başta ekonomi olmak üzere bir çok alanda bilişiminin öneminin giderek arttığını belirtti. Dünyada artık sıcak savaş senaryolarının yerini kritik alt yapılara siber saldırıların aldığını ifade eden Acarer, saldırıların artık çok az maliyetlerle yapıldığını, zararın ise çok büyük olduğunu kaydetti. Bİr truva atının bir savaş uçağından daha fazla zarar verdiğine dikkati çeken Acarer, dünya üzerinde bunun bir çok örneği bulunduğunu ifade etti. Bugün itibarıyla Türkiye’de genişbant abone sayısının 16,2 milyona ulaştığını bunun 45 milyon kullanıcı anlamına geldiğini belirten Acarer, bu oranın 2011 yılında yüzde 95 artış gösterdiğini ifade etti. Türkiye’nin Avrupa’da interneti en çok kullanan ülke konumunda olduğunu dile getiren Acarer, genişbant internet erişim sahipliği açısından bakıldığında oranın AB 15′te yüzde 88, AB 25′te yüzde 86 iken Türkiye’de bu oranın yüzde 91 olduğunu bildirdi. e- ticaretin Türkiye’de giderek arttığına dikkati çeken
Acarer, 2010 yılında 15 milyar lira iken, 2011′de yüzde 45 artarak 21 milyar liraya çıktığını, bu yıl çok daha fazla olacağını beklediğini söyledi.
Acarer, Nisan ayında bir, 2012 yılı sonuna doğru da bir tane olmak üzere bu sene 2 tane siber güvenlik tatbikatı uygulamayı planladıklarını bildirdi. Tüm kuruluşları bu tatbikatlara katılmaya davet eden Acarer, bir araştırmaya göre, 2011 yılında 2010 yılına göre, siber saldırıların açtığı zararın yüzde 56 artış gösterdiğini belirtti.
Bilgi Güvenliği Derneği Başkanı Mustafa Alkan da Siber Güvenlik Yasa Tasarısı ile Kişisel Bilgilerin Korunması Yasa Tasarısının hayata geçirilmesiyle bu alandaki boşluğun giderileceğini belirtti. Türkiye Barolar Birliği Başkan Yardımcısı Berra Besler de Türkiye’nin siber suçlarla ilgili mücadelesi için yasal boşlukların giderilmesi gerektiğine işaret ederek, yeni bir müstakil yasal düzenleme için hükümetin çalışmalara başladığını, bunun çok sevindirici olduğunu söyledi.
Kaynak : ntvmsnbc
Merkezi ABD’nin California eyaletinde bulunan şirketten yapılan açıklamada, Google hesabı olanlar için 1 Mart’tan sonra yürürlüğe girecek bu değişikliklerle ilgili kullanıcılara elektronik postayla bilgi verileceği belirtildi.
Bu yeni düzenlemelere göre, Google, bazen başka hizmetlerinden gelen bilgileri gruplandırabilecek ve böylece kullanıcıları global bir biçimde yönetebilecek.
Bu revizyon sayesinde, Gmail elektronik mesajlaşma ya da fotoğraf paylaşım yazılımı Picasa gibi Google ürünlerinin tamamının düzenlenmesi ve idare edilmesine yönelik şekilde, 60 kadar kullanım kuralı tek bir ilkede toplanacak.
İSTANBUL – “Ultrabook mu, tablet mi” sorusuna çözüm Lenovo’dan geldi. Markanın ilk kez CES 2012’de tanıtımını gerçekleştirdiği IdeaPad Yoga, 360 derece katlanabilir tasarımı sayesinde ister ultrabook ister tablet bilgisayar olarak kullanılabiliyor.
Windows 8 işletim sistemini kullanan IdeaPad Yoga’nın 13.3 inç genişliğindeki çoklu dokunmatik ekranı, 360 derece yatay dönebiliyor. Bu tasarım sayesinde cihaz, kullanıcının isteğine göre, ultrabook ya da tablet şeklini alıyor.
DÖRT FARKLI İŞLEV BİR ARADA
Bu tasarımı ve barındırdığı teknolojik özellikleriyle güçlü bir ultrabook ile kolay taşınabilir çoklu dokunmatik bir tabletin birleşimi olarak adlandırılan IdeaPad Yoga, farklı tasarımının yanı sıra yüksek performans ve dayanıklılığa da sahip.
Kullanıcılara 8 saate kadar pil ömrü sunan IdeaPad Yoga, kullanıcının belirlediği Windows 8 işletim sistemi arayüzünü sunarken, tablet konumuna geçtiğinde ise Metro arayüzünü kullanıcının karşısına getiriyor ve böylece dokunmatik tecrübesini en üst düzeye çıkarıyor.
İnternet, Teknoloji, Bilişim, Domain, Hosting, Oyunlar ve Reklamlarla ilgili bağlantılar paylaşımlar.
Kimileri için gerekli kimileri için gereksiz paylaşımlar.
Olmaz böyle şey dedirten paylaşımlar.
Sosyalleşme çabalarındaki paylaşımlar..
PAYLAaŞalMAK GÜZELDİR..
Son Yorumlar